Kur korumalı hesaplar, garantili projeler ve lüks kamu harcamaları tam gaz devam ederken, emeklilerin alım gücü her geçen gün eriyor. Peki, bu durum ne kadar sürebilir? Halkın refahı için gerçekçi çözümler nerede?
Kur Korumalı Mevduatlar ve Garantili Projeler
Ekonomik istikrarı sağlamak adına getirilen kur korumalı mevduat (KKM) sistemi, aslında büyük bir mali yük getirdi. Döviz kurlarındaki dalgalanmaların riskini bireylerin yerine devlet üstlenirken, bunun faturası vergi mükelleflerine çıkıyor. Benzer şekilde, kamu-Özel işbirliğiyle hayata geçirilen garantili projeler de hazineden büyük ödenekler alırken, özel sektörü koruyan bir yapıyı sürdürüyor.
Kamuda İsraf ve Şatafat
Kamunun bütçesinden büyük meblağlar harcanarak inşa edilen lüks bina ve makam araçları, yüksek maliyetli etkinlikler ve gereksiz harcamalar kamu kaynaklarının verimli kullanılmadığını gösteriyor. Tüm bunlar sürerken, ekonomik olarak en güçlü darbeyi yiyen emeklilerin maaş artışının “enflasyon yaratacağı” iddiası halkta büyük bir tepki uyandırıyor.
Emekliye Zam: Enflasyon Bahaneleri
Yönetim, emeklilere zam yapılmasını enflasyonu tetikleyen bir faktör olarak sunarken, aynı dönemde kamu kaynaklarından fahiş harcamalara devam edilmesi büyük bir çelişkiyi gözler önüne seriyor. Oysa ki, ekonomik büyüklüklere bakıldığında, emeklilere yapılacak adil bir artışın enflasyon üzerindeki etkisinin, kamudaki savurgan harcamalar kadar büyük olmadığı açıktır.
Gelsin Seçim!
Tüm bu gerçekler ortadayken, halkın taleplerini görmezden gelen politikalara karşı en büyük demokrasi aracı olan seçimler yeniden gündeme geliyor. Ekonomik yükün sadece dar gelirli kesimlere yüklenmesi kabul edilemez. Adil bir gelir dağılımı ve halkın refahını öncelik alan politikalar için, halkın sandık başına giderek sesini duyurma vakti geldi.
gecinemiyoruz.org